Dr. Galip Alçıtepe

Yazarımız kendi kaleminden tarihsel köklerini aşağıdaki dizeler ile anlatmaktadır. “Babamın babası Makedonya göçmeni idi. 93 Harbi’nde malı mülkü ne varsa bırakıp kaçıp gelmişler Çanakkale’ye. Ardından önce Çandarlı, sonra da Foça’ya… Dedemin memuriyeti ile ilgili sicilini incelerken Arapça, Farsça, Makedonca, Bulgarca ve Rumca bildiğine dair bilgilere rastladım. Babaannem ise tipik bir Giritli idi; asi, mağrur ve vakur. Küfürleri Rumca idi. Yemekleri ise hep Girit usulü. Doğduğum mahalle Konya’daki eski bir Rum yerleşkesi idi, Çiftemerdiven… Ve son derece renkli idi. Hemen her etnik gruptan komşularımız vardı. Örneğin, ekmekçimiz, Ermeni asıllı Hayık’dı, 1915’te Diyarbakır’dan kopup da geliveren. Bakkalımız Kürt Kamil. 1877’de Erzurum’dan, kendi ifadesi ile Urus zulmünden kaçıp da gelmiş Konya’ya. Eczacımız Çerkes Haşmet. O da, Ruslar’dan kaçıp Anadolu’ya sığınanlardan. Yan komşumuz Rum Memed. Söylentiye göre eski adı Niko. İhtida edip Müslüman olmuş. Ve tabii ki, sevgili Panos ve Markar kardeşler. Markar, mimar. Panos ise nefis Türkçesi ile şiirler döktüren bir halk şairi. Ermenistan’la diplomatik ilişkilerde adı sıkça geçen Samson ÖZARARATYAN’ın babası.İtalyan asıllı Tina, Albertina ve Mimosa kardeşler, annemin can arkadaşları. Bir de, adını bugün dahi bilmediğim madam. Öyle denirdi, halk arasında. Bildiğim, simsiyah elbiseli ve kısa, küt saçlı bu kadının eski bir Fransızca öğretmeni olduğu. Birbirleri ile sıcak ilişkileri hala konuşulan ve artık hayatta olmayan bu insanlar, bana büyük bir miras bıraktılar: EMPATİ. Yani tüm farklılıklarımıza rağmen karşımızdakini anlama yeteneğini!..”

Bir cevap yazın

Quick Navigation
×
×

Cart